“Her şey normal görünüyor.”

Birçok kişi için bunlar doktordan duyulabilecek en sinir bozucu sözler arasındadır. Tetkikler normal çıkar, görüntülemelerde belirgin bir sorun görülmez, ama belirtiler devam eder. Geçmeyen yorgunluk, ağrı, çarpıntı, baş dönmesi ya da tarif etmesi zor ama görmezden gelmesi imkânsız bir rahatsızlık hissi.

Ardından çoğu zaman şu soru gelir: Eğer ciddi bir sorun görünmüyorsa, neden beden hâlâ bu kadar belirgin biçimde kötü hissediyor?

Bu konuda yalnız değilsiniz

Net bir tıbbi açıklaması bulunamayan uzun süren bedensel belirtiler, insanların sağlık hizmetlerine başvurmasının sık nedenlerinden biridir. Birinci basamak başvurularının önemli bir bölümünde belirtiler tek bir organik hastalıkla tam olarak açıklanamayabilir.

Bu durum için farklı terimler kullanılır. Bağlama ve belirtilerin niteliğine göre fonksiyonel belirtiler, tıbben açıklanamayan belirtiler veya somatik belirti bozukluğu gibi ifadelerle karşılaşabilirsiniz. Terminoloji değişse de ortak nokta şudur: belirtiler gerçektir, uzun sürebilir ve sıkıntı yaratabilir, fakat standart tetkiklerin saptadığı tek bir yapısal ya da biyokimyasal bozuklukla tam olarak örtüşmeyebilir.

Belirtiler uydurma değildir ve abartılmış değildir. Bedende gerçekten yaşanır. Farklı olan, onları ortaya çıkaran ve sürdüren mekanizmaların daha karmaşık olabilmesidir.

Tetkikler bize neyi söyler, neyi söylemez?

Standart tıbbi tetkikler belirli yapısal ve biyokimyasal sorunları saptamak için geliştirilmiştir. Doku hasarı, anormal laboratuvar değerleri ya da ölçülebilir işlev bozukluğu gibi durumları araştırmada çok değerlidir. Ancak insan bedeni yalnızca yapısal ve biyokimyasal bir sistem değildir.

Sinir sistemi, hormon sistemi ve bağışıklık sistemi; psikolojik durum, geçmiş yaşantılar ve güncel stresle sürekli etkileşim içindedir. Bu sistemler uzun süre baskı altında kaldığında belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar gerçektir, fakat her zaman standart bir kan testi veya görüntüleme yöntemiyle yakalanmaz.

Bu, kişide bir eksiklik olduğu anlamına gelmez. Bazen mesele, standart tıbbi ölçümlerin hangi süreçleri gösterebildiğinin sınırlarıdır.

Belirtiler nasıl bir döngüye girebilir?

Psikosomatik araştırmalarda üzerinde durulan süreçlerden biri, bedensel duyumlara sürekli odaklanmanın kaygı veya stresle birleştiğinde belirtilerin daha yoğun hissedilmesine yol açabilmesidir. Beden bir sinyal üretir, kaygı o sinyale daha fazla dikkat edilmesine neden olur, sinyal daha güçlü hissedilir ve bu da kaygıyı artırır. Böylece döngü devam eder.

Bu, belirtilerin hayal edildiği anlamına gelmez. Otonom sinir sistemi ve beynin bedenin içinden gelen sinyalleri algılayan sistemleri bu süreçte rol oynar.

Bu belirtilerin uzun süre devam edebilmesi de önemlidir. Genel toplumda bedensel belirtileri uzun yıllar izleyen çalışmalar, yüksek belirti yükünün zaman içinde oldukça kalıcı olabildiğini gösteriyor. Psikolojik sıkıntı ve bedensel duyumlara sürekli odaklanma gibi süreçler bu süreklilikle ilişkili olabilir.

Bu ne anlama geliyor?

Normal bir tetkik sonucu, yaşadığınız belirtilerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Daha çok, belirtileri açıklayan süreçlerin o tetkikin ölçtüğü şeylerin dışında olabileceğine işaret eder.

Net bir organik açıklaması bulunamayan uzun süren belirtiler zayıflık, kötü baş etme ya da psikolojik kırılganlık göstergesi değildir. Sinir sistemi, stres, bedensel duyumlara sürekli odaklanma ve bazı davranışsal tepkiler bu belirtilerin oluşmasına veya sürmesine katkıda bulunabilir.

Ve önemli olarak, bu süreçlerin bir kısmı değiştirilebilir.

Ne yardımcı olabilir?

Araştırmalar özellikle bilişsel davranışçı ve kabul temelli psikolojik yaklaşımların fonksiyonel belirtilerde yardımcı olabileceğini gösteriyor. Amaç kişiyi belirtilerin “hayal ürünü” olduğuna ikna etmek değildir. Amaç kaygı ve bedensel sinyaller arasındaki döngüyü azaltmak, bedenle kurulan ilişkiyi değiştirmek ve günlük aktivitelere yeniden daha güvenli biçimde katılmayı kolaylaştırmaktır.

Uygun düzeyde fiziksel aktivite de birçok durumda belirtilerle baş etmeye yardımcı olabilir. Hareket hem fizyolojik hem de psikolojik süreçler üzerinde aynı anda etkili olabilir.

Mekanizmayı anlamak da önemlidir. “Tetkikleriniz normal” demekle, “Belirtileriniz gerçek ve şu süreçler bunların devam etmesine katkıda bulunuyor olabilir” demek aynı şey değildir. Belirtileri ciddiye alan ve anlaşılır bir açıklama sunmak tedavinin önemli bir parçası olabilir.

Size her şeyin normal göründüğü söylendiği halde siz hâlâ iyi hissetmiyorsanız, bu yaşadıklarınızın gerçek olmadığı anlamına gelmez. Bazen yalnızca doğru süreçlere henüz bakılmamıştır.

Kaynaklar
  1. Barsky A.J. & Silbersweig D.A. (2023). The amplification of symptoms in the medically ill. Journal of General Internal Medicine.
  2. Atasoy S. et al. (2022). Longitudinal stability of somatic symptoms. Journal of Psychosomatic Research.
  3. Petersen M.W. et al. (2020). Prevalence of functional syndromes in the general population. Scientific Reports.
Seans hakkında bilgi alın →